
ÖZET: Uluslararası ticaret; ekonomik büyüme, kaynakların etkin kullanımı ve istihdam açısından büyük öneme sahiptir. Ancak küresel krizler ve savaşlar nedeniyle ekonomileri kırılganlaşan ülkeler, korumacı dış ticaret politikalarına yönelmiştir. II. Dünya Savaşı sonrası GATT ile ticaretin serbestleşmesi hedeflenmiş; fakat ülkeler arasındaki gelişmişlik farkları, hammadde fiyatlarının artışı ve pazarlama kaygıları gibi nedenlerle ülkeler zamanla tarife dışı önlemlere yönelmiştir. 1994’te kurulan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), mal ve hizmet ticaretini düzenleyerek sürdürülebilir ticareti amaçlamış olsa da ülkeler bazı durumlarda tarife dışı önlemlere başvurabilmektedir. Bu önlemler arasında en kapsamlı sınıflandırmayı UNCTAD yapmıştır. Türkiye’nin ithalatında en sık başvurduğu önlemler arasında sağlık ve bitki sağlığı önlemleri, teknik engeller, sevk öncesi inceleme, korunma önlemleri ve anti damping önlemleri öne çıkmaktadır.
Bu çalışmada, Türkiye’nin uyguladığı anti damping önlemleri ve bu önlemlerin etkinliğini azaltan menşe saptırması sorunu ele alınmıştır. Yerli üreticilerin başvurusu üzerine yürütülen bu süreç, zaman kaybı nedeniyle üreticilere zarar verebilmektedir. Bu nedenle Ticaret Bakanlığının daha aktif rol alması, özellikle ülkemize ihracat yapan firmalardan taahhüt alınması suretiyle, ithal konusu ürünlerin üretim süreci ve kullanılan girdilerin kaynağını denetlemesi gerektiği önerilmektedir. Böylece damping önlemlerinin daha etkili sonuçlar vereceği düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Uluslararası Ticaret, Korumacılık, Tarife Dışı Önlemler, Anti-Damping.